25 Temmuz 2014 Cuma

Park Bosphorus Hotel'den Ödüllü Instagram Yarışması

www.tips-fb.com

Yaşadığınız şehrin tarihini anlatan fotoğraflarınızı, #tarihimiras hashtagiyle Instagram’da paylaşın, Park Bosphorus Hotel’den muhteşem ödüller kazanın!

İstanbul’un kalbi Gümüşsuyu’nda, otelcilik hizmet kalitesinin en üst sınırını simgeleyen ‘deluxe hotel’ klasmanında misafirlerini ağırlayan Park Bosphorus Hotel, bol ödüllü bir Instagram yarışması düzenliyor. 24 Temmuz-4 Ağustos 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilen yarışmaya 18 yaşını doldurmuş herkes katılabiliyor.

Tarihi Park Otel’in 82 yıllık geçmişine sadık kalınarak hayata geçirilen Park Bosphorus Hotel,  İstanbul’un en yeni lüks oteli olma özelliği taşıyor. Kasım 2013’te faaliyete geçen otel; 4 bin 500 metrekarelik terası, 6 farklı konseptte hazırlanan yiyecek-içecek bölümleri, 618 odası, düğün ve etkinlik alanları, 8 bin 500 metrekare spa & fitness & wellness merkezinin yanı sıra muhteşem Boğaz manzarasıyla da dikkat çekiyor. Tarihi Yarımada’dan Boğaziçi Köprüsü’ne kadar uzanan bu manzaranın tadını; ödüllü şefler tarafından yönetilen Gümüşsuyu Restaurant ve Park Patisserie gibi gurme noktalarında ve teras kafelerinde de çıkarabilirsiniz.

#tarihimiras etiketiyle @parkbosphorus Instagram sayfasında düzenlenen yarışmanın kazananları; Hürriyet Dijital Yayın Koordinatörü Bülent Mumay, Hürriyet Fotoğraf Editörü Sebati Karakurt, Türkiye’nin en çok takip edilen Instagram fenomeni Sezgin Yılmaz (@sezyilmaz) ve Park Bosphorus Hotel yöneticilerinden oluşan jürinin değerlendirmesiyle 7 Ağustos’ta açıklanacak.

Yarışmanın Ödülleri
Birinciye Boğaz manzaralı odada her şey dahil bir gece konaklama (yemek + spa + masaj)
İkinciye Boğaz manzaralı odada bir gece konaklama ve yemek
Üçüncüye Boğaz manzaralı odada bir gece konaklama

Ödüllerin 2 kişilik olması ve otelin doluluk oranı da göz önünde bulundurularak, açıklandığı tarihten itibaren 4 ay içinde kullanılabilir olması ise ödülleri çok daha cazip hale getiriyor.

Yarışma hakkında daha detaylı bilgi ve katılım koşulları için Park Bosphorus Facebook sayfasına göz atabilirsiniz.

1-park-bosphoru-201425070843193742-cvk-safira-sp-201425070843232803-park-bosphoru-201425070843270834-park-bosphoru-201425070843313525-park-bosphoru-20142507084335890

Bir boomads advertorial içeriğidir.

15 Temmuz 2014 Salı

Girne Amerikan Üniversitesi ile Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de oku!

www.tips-fb.com

Girne Amerikan Üniversitesi, "Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de Oku" sloganı ile bütünleşen ve yurtdışı kampüsleriyle de öğrencilerine üç farklı kıtada eğitim fırsatı sunan öncü bir üniversite.

Eğitimde mobiliteye verdiği önem ve uluslararasılaşma sürecinin bir göstergesi olarak Girne Amerikan Üniversitesi; İngiltere, ABD ve Hong Kong’dan sonra küresel kampüslerine bir yenisini ekleyerek Türkiye’de İstanbul yerleşkesini hizmete açmıştır. Bu süreçte Girne Amerikan Üniversitesi, öğrencilerine 3 farklı kıtada eğitim imkânı sunmakta ve "Üç Kıta Tek Üniversite" sloganı ile de bir dünya üniversitesi olma noktasında bir hareketlilik içerisinde olduğunu kanıtlamaktadır.

Kazandıkları ÖSYM bursları ile GAÜ’ye yerleşen öğrenciler, Girne Amerikan Üniversitesi’nin yurtdışı yerleşkelerinde aynı burslarla ve ek ücret ödemeden programlarıyla uyumlu dersler yada ELA’da (English Language Academy) İngilizce dil eğitimi alıyor; geri döndüklerinde ise yurtdışında aldıkları dersleri GAÜ programlarındaki ders yükümlülükleri yerine saydırarak eğitimlerine devam edebiliyorlar.

Eğitimde 30 Yıl...

Geçtiğimiz günlerde görkemli bir törenle 30. Onur Yılı’nı kutlayan Girne Amerikan Üniversitesi için bu sene oldukça özel bir yıl. GAÜ, 2014-2015 Akademik Yılında tam 2260 yeni öğrencisine 7 yıl boyunca kesintisiz ÖSYM Bursu verecek.

GAÜ sosyal ağlarda da çok aktif; bu sene tercih dönemi boyunca facebook.com/girneamerican üzerinden tüm kampüsler ve öğrenci hayatı ile ilgili herşeyi paylaşıyorlar ve tüm sorulara resmi sayfa üzerinden cevap veriyorlar. Twitter takipcilerini de unutmamışlar @girneamerican üzerinden en güncel paylaşımları takip edebilirsiniz.

GAÜ, şu anda küresel dünyanın yükselen meslekleri Denizcilik, Havacılık, Sahne Sanatları, Hukuk, İleri Mühendislik Disiplinleri, Güzel Sanatlar, Mimarlık, İç Mimarlık, Uluslararası İşletme, Uluslararası İlişkiler, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe Hukuk, Çin Dili ve Edebiyatı, Gastronomi ve Mutfak Sanatları, Sınıf Öğretmenliği, Sağlık Yönetimi, Ergoterapi, Enerji Sistemleri Mühendisliği, Ebelik, İnşaat Mühendisliği ve Sivil Havacılık Ulaştırma İşletmeciliği, Pilotaj gibi programları barındıran; 9 Fakülte, 6 Yüksekokul, 2 Enstitü ve  2 Meslek Yüksekokulu’nda olmak üzere , 69 Lisans 21 Önlisans 48 Yükseklisans ve 17 Doktora programı sunmakta.

GAÜ’den saygın dünya üniversiteleri ile akademik işbirliği ve değişim programları fırsatı!

Girne Amerikan Üniversitesi, kampüsleri ve 200’ü aşkın dünya üniversitesiyle sürdürdüğü öğrenci değişim programları kapsamında, öğrencilerine yaşam boyu hatırlayacakları deneyimlerin kapılarını açmakta.

Uluslararası Denklik ve Tanınma

Girne Amerikan Üniversitesi sağladığı eğitimin kalitesini sürekli olarak geliştirmek için akreditasyonlarını ve üyeliklerini yenilemektedir. GAÜ yerel olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordınasyon Kurulu YÖDAK ve Türkiye Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından tanınmaktadır. Ayrıca dünyanın bir çok saygın denklik kurullarından akredite olan GAÜ’nün bir çok uluslararası üyeliği de bulunmaktadır.

Girne Amerikan Üniversitesi Eduniversal’ın En İyi Üniversiteler sıralamasında yer almaktadır. Avrupa Birliği Yükseköğretim Sistemi içerisinde üniversite eğitimini denetleyen uluslararası eğitim kuruluşu Eduniversal, 153 ülkeden 12 bin yükseklisans programının incelenmesi ve 100 bin öğrenci ile yaptığı “En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren Üniversiteler” araştırmasının sonuç raporuna göre GAÜ "En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren İlk 100 Üniversite" arasında gösterilmektedir.

GAÜ, YÖK onaylı programlarıyla geleceğin pilotlarını yetiştiriyor

4 yıllık Pilotaj eğitimi alan öğrenciler, GAÜ İstanbul Yerleşkesi Uluslararası Havacılık Akademisi’nde similatör ve uçuş derslerini tamamlayarak Pilot olma hakkını kazanıyorlar. GAÜ’nün, uluslararası standartlarda verdiği eğitimle yetiştirdiği öğrenciler, önümüzdeki 20 yılın en gözde mesleklerinden biri olan havacılık sektöründe kolaylıkla iş bulabilecekler.

Kıbrıs, dünyanın en güzel adalarından biri!

Kıbrıs Dünya’nın en güzel adalarındandır ve iklimi sayesinde bir tatil ülkesinde eğitim alma şansınız var, üniversite kampüsü plajlara çok yakın mesafede bulunmakta ve kampüse çok renkli bir yaşam hakim. GAÜ, adanın en turistik sahil kenti olan Girne’de kendisine özel plaj ve uygulamalı 5 yıldızlı oteli ile öğrencilerine eşi benzeri olmayan bir eğitim fırsatı sunmaktadır.

Peki kampüste hayat mı nasıl? Tanıtım filmleri için youtube.com/girneamerican ve vimeo.com/girneamerican

Bir boomads advertorial içeriğidir.

28 Haziran 2014 Cumartesi

Sardunya ve Zümrüt Yeşili Sahilleri... - 1

www.tips-fb.com
31 Mayıs 2014
 
Sardunya'da ne mi yapılır, yenir, içilir, denizin, güneşin, kumun keyfine varılır.
 
Gece 10 sularında Olbia havaalanından çıkıyoruz. Hafif serin, çiçek kolu Akdeniz havası bizi bizden alıyor. Kiralık arabamızı alıp, otele doğru yola koyuluyoruz. Yollara daracık ve karanlık. Etrafta tek tük evler ve ara ara restoranlar göze çarpıyor. 30km lik yolculuk sonrasında  Cannigione’de ki otelimize ulaşıyoruz. Etraf karanlık, manzarayı görmek mümkün değil ama yoğun yasemin kokusu heryeri sarmış. Otelimiz Hotel Relais Villa del Golfo & Spa. Konumu, personeli, kaliteli hizmeti, konforu ve güzel yemekleriyle kalmaktan keyif aldığımız oteller listesinde yerini aldı. Bulunduğumuz bölge, Sardunya Adası’nın inci beyazı kumsalları ve turkuaz rengi deniziyle ünlü Costa Smeralda yani Zümrüt Kıyısı. Yarın Zümrüt Kıyısıyla tanışmanın hayaliyle çok heyecanlıyız.


Saat neredeyse 11'e geliyor ama otelde kalmaya hiç niyetimiz yok ayrıca karnımız aç. Sardunya'nın lezzetlerini keşfetmek için sabırsızlanıyoruz. Resepsiyondaki bayan her nekadar bu saattle açık biryer bulamayacağımızı söylese de kararlıyız. Adanın en hareketli bölgesi olduğunu önceki araştırmalarımda öğrendiğim Porto Cervo'da şansımızı denemeye karar veriyoruz. 20 dk'lık yolculuk sonrası müthiş lezzetli bir sofradayız. Ristorante Pizzeria Hivaoa 12:00-24:00 arası hizmet veren adadaki ender restoranlardan. Yemekler harika özellikle deniz mahsüllerini ve makarnalarını tavsiye ederim. Özellikle ızgara kalamar ve zeytinyağlı ve sarımsaklı spaghetti ayrı bir leziz. Taş fırında yaptıkları pizzalarını ise başka birgün gelip deneyeceğiz. Eeee artık İtalya'da olduğumuza göre yemek sonrası tiramisu ve espresso şart tabi. Tek kelime müthüş!!!  Yemeklerin kalitesini yanında hafif salaş dizaynı, çalışanlarının ilgi alakası (neredeyse servisin bitmesine yakın gelmemize rağmen öyle güzel ağırlandık ki) herşey güzeldi.
 
20140601_IMG_418920140601_IMG_419120140531_IMG_3658






Veee Sardunya'da ilk günümüz başlasın...


1 Haziran 2014

 
 
Sabah odanın perdesini açtığımda bu manzarayla karşılaştım. O nasıl bir mutluluk, nasıl bir huzur, nasıl bir tatilde olduğunu idrak etme anlatamam. Sıcak, havada bir yasemin kokusu, karşıda muhteşem Akdeniz daha ne olsun. Her sabah bu manzaraya açtık gözlerimizi, kahvaltımızı yaptık. Havuzun keyfini çıkardık. Akşamları kokteyllerimizi yudumladık. Sardunya sakin, huzurlu tam dinlenilecek tatilin adresi. Hele birde bizim gibi tam sezonun başlamadığı Haziran başı burda olursanız, heryer daha bir sakin, plajlar size ait harika.
 
 
 
İlk gün Palau'dan kalkan feribotlarla La Maddalena Adası'na gittik. Böyle bol bol denize doyalım diye. Adadan adaya yolculuk yaptık.  Feribot her 20 dakikada bir kalkıyor. Girişteki ofisten bilet almanız mümkün, önceden rezervasyona falan gerek yok. Yolculuk 15-20 dakika sürüyor.  Amacımız tekne kiralayıp, adanın etrafını gezmekti. Burada ehliyet olmadan da tekne kiralamak mümkün. Şansımıza tüm tekneler bugün rezervasyonluymuş. Bizde atladık arabaya adanın çevresini keşfe başladık. La Maddalena ve Caprera adaları birbirine son derece ilkel yapılmış bir köprüyle bağlı. Özellikle Caprera'nın koyları muhteşem. Bu arada sahillerde öyle ihtişamlı beach clublar falan hayal etmeyin. Bazılarında bir su alabilecek büfe bile yok. Doğayla tamamen başbaşasınız. Denizin kumun keyfini çıkaracaksınız fazla lüks aramayın. Hatta plajların birçoğuna ulaşabilmek için zorlu bir patika yoldan 15-20 dk yürümek gerekse de buna değer. Eğer bu eziyeti çekmek istemiyorsanız   en ideali tekne kiralamak. Tüm günü o koy senin bu koy benim dolaşarak bitirdikten sonra yine feribota atlayıp geri döndük. Feribotu beklerken hemen karşıdaki dondurmacıdan koca bir külah dondurma almayı da ihmal etmedik. Italyan dondurması hakkaten söyledikleri kadar güzelmiş.
 
Otele gidip akşam için hazırlanıktan sonra istikamet Porto Cervo. 1960larda Aga Han tarafından alınıp, kurulmus olan bu bölge, adada en hareketli saatleri geçirebileceğiniz yer. İhtişamlı restoranları, ünlü gece klupleri, muhteşem koyu, devasa tekneleri, gösterişli marinası, şıkır şıkır giyinmiş insanları ve bol sıfırlı alışverişin adresi mağazalarıyla Porto Cervo Sardunya'da başka bir dünya. Adanın en lüks bölgesi. Adanın geneline yayılmış olan, sakinlik ve sadelikten burda pek eser yok. Sardunya'da kalmayı tercih etmeyeceğim ama gelip keyifli saatler geçirmekten hoşlandığım bir yer oldu Porto Cervo. Özellikle akşam yemeği öncesi marinada üç beş tur, şöyle denize karşı bir aparatif keyfi, biraz da alışveriş gayet güzel oluyor. Küçük bir not Formula 1 ile özdeşleşmiş Flavio Briatore’nin meşhur mekanı Billionare’de burada. Maalesef açılışına 2 hafta daha varmış çılgın eğlenceleri kaçırdık ama napalım Smile 
 
İşte Porto Cervo’dab bir kaç kare…
 
20140601_IMG_421720140601_IMG_422220140601_IMG_369920140606_IMG_382120140606_IMG_4374

Burada akşam yemekleri bir seramoni adeta. Restoranlar 8'den önce servise başlamıyorlar. Öğlen yemekleri de 12 ile 2.30 arası. Bu saatler dışında yiyecek birşeyler bulmak biraz zor. Akşam üstü kısa Porto Cervo turumuzu yaptıktan sonra, yine Porto Cervo’da pizzalarıyla ünlü IL POMIDORO’ya gidiyoruz. İtalya’ya gelip pizza yemeden dönmek olmaz tabi. Ama bu nasıl bir pizza? Eğer pizza bu ise bizim bu güne kadar yediklerimiz ne idi? diye sormadan geçemiyoruz. Deniz ürünlü pizza gerçekten çok nefisti. Mantarlı olanı da harikaydi. Yanında da soğuk Sardunya birası Ichause iyi gidiyor. Bu arada pizzalar odun fırınında pişiyor. o incecik hamurunun yanında odunun o kokusu da lezzetin bir diğer sırrı olsa gerek. Bir gün yolunuz Sardunya’ya düşerse bu güzel pizzalardan birini denememezlik yapmayın.

20140601_IMG_423120140601_IMG_4236
 
Ve geldik ilk günün sonuna. Anladım ki Sardunya’da günler yeme içme ve güneşlenmeyle geçecek.
 
 
Daha sonraki Sardunya maceralarında görüşmek üzere…
 
 
Yelda & Ömer
 
 
 
 
 
 
 


16 Mayıs 2014 Cuma

Işıklar içinde uyuyun...

www.tips-fb.com


Soma'da ki maden faciasında hayatını kaybeden işçilerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabır, yaralı olarak kurtulanlara acil şifalar diliyoruz.

Yelda & Ömer


26 Şubat 2014 Çarşamba

Mont Blanc'ın eteklerinde bir cennet: Chamonix - 2

www.tips-fb.com
Chamonix 2. gün
05/01/2014
 
 
 
 
2. gün bu güzel manzaraya açtık gözlerimizi. Sabah henüz erken, güneş yavaş yavaş Alpler'in ardından beliriyor, kar taze, hava soğuk, Mont Blanc biraz sisli. Şansımıza bugün güneşli bir gün olacak gibi duruyor.

Bugün Alpler'de yürüyüş yapıyoruz. Aslında benim için son yıllarda bizim için kayak ve snowboarddan ibaret olan kış tatili, bu sene Ömer'in menisküs ameliyatından dolayı biraz biçim değiştirmek zorunda. Kayak yerine değişik alternatifler bulduk. Chamonix bunun için ideal bir yer, kayak yapmadan kış tatilinde birçok şey yapılabilirmiş. Arabayla bir kaç dakikalık uzaklıktaki Les Houches kayak merkezinde bir de yürüyüş hattı mevcut, biz de istikameti buraya çevirdik bugün. Arabayı otoparkta park edip, telecabinin hemen karşısındaki mağazadan özel yürüyüş aparatlarını kiralayıp, başladık tırmanmaya. Aslında bu yürüyüşü yapmamızın bir amacı da, listemde mutlaka gidilmeli olarak işaretlediğim bir dağ restoranında öğle yemeğimizi yemekti fakat ilk başlarda eğlenceli gelen bu aktivite bir müddet sonra bizi fazlasıyla yordu. Ve maalesef yarı yolda parkurdan ayrılıp, yola zor attık kendimizi. Yarı yol dediğime bakmayın yaklaşık 1,5 saat kadar tırmandık. Tabi çıktığımız yol öyle işlek değil, başadık yürümeye ama yol bitecek gibi de değil. Son çare ilk gelen araca otostop oldu ve voila :) Bizi aşağı indirecek bir İngiliz'e denk geldik. Bize İngilizlerden kurtuluş yok.  Her ne kadar çok yorulmuş olsak da, o restorana ulaşamamış olsak da, yukarlarda bulduğumuz küçük dereler, karlarla kaplı ağaçlar, manzara öyle güzeldi ki buna değdi doğrusu. İşte yürüyüşte biz...
 
IMG_1555IMG_158620140105_IMG_344120140105_IMG_344020140105_IMG_343720140105_IMG_3444IMG_1563IMG_1576IMG_1567IMG_1581
 
 
 
 

Şu meşur restoranı da yazmadan geçmek istemiyorum. Burası hakkında öyle güzel yorumlar okudum ki, gidemediğim için üzgünüm. Ama belki de bu Chamonix'ye bir daha ki gelişimizin bahanesi olur. Bu arada burayı ertesi gün kayarken buldum ama tek başıma gitmek istemediğimden başka bir kışa bıraktım. Restoranın adı Les Vieilles Luges ( http://www.lesvieillesluges.com ). Pistin biraz dışında, ağaçlar arasına gizlenmiş, küçük bir dağ evini küçük bir restoran yapmışlar. Havanın güzel olduğu bir güne denk gelirseniz muhteşem terasında, çok soğuk ve yağışlı bir gün ise içerde şöminenin karşısında keyifle yemeğinizi yiyebilirsiniz. Gidin, görün, keyfini çıkarın, bize de yazın ;)

Otostopla arabamıza ulaştığımızda saat 5 gibiydi ve kurtlar gibi açtık. Dün akşam aklımda kalan raclette bugüne en uygun yemek olacaktı. Ve tekrar Le Monchu'da aldık soluğu. Raclette, İsviçre'ye özgü bir yemek, yemek dediğime de bakmayın peynirin adı aslında. Özellikle sunum olarak, bugüne kadar gördüklerimin en orjinali Le Monchu'da olandı. Ve en lezzetlisi. Kömür ateşi gibisi yok tabi. Fazla anlatmaya gerek yok işte resimler... Yanında et, haşlanmış patates ve güzel bir şarapla tadına doyamayacağınız raclettei, Chamonix'deyseniz burdan başka bir yerde yemeyin. Bu arada size bir not, raclette akşam yemeği için fazla ağır bir yemek aklınızda bulunsun. 
20140105_IMG_279620140105_IMG_345120140105_IMG_3449

 
Yemek sonrası kısa bir Chamonix turunun ardından, otelin spasında günün tüm yorgunluğunu attık üstümüzden. Yarın program çok dolu, hem Montenvers'de ki buz mağarasını gezeceğiz, hem Mont Blanc'ın zirvesine çıkacağız. 


Yelda & Ömer


6 Ocak 2014 Pazartesi

Mont Blanc'ın eteklerinde bir cennet: Chamonix

www.tips-fb.com
 
Chamonix'de 1. gün
04/01/2014
 
Sabah erkenden Cenevre'den ayrılıp, Chamonix'ye doğru yola koyulduk. Yol yaklaşık 45-50dk kadar sürüyor. Muhteşem dağ manzarası, dağların arasında akan irili ufaklı şelaleler derken yolun nasıl geçtiğini anlamıyor insan. Chamonix'ye yaklaştıkça manzara daha da güzelleşiyor ve tüm heybetiyle Alpler'in ve Avrupa'nın en yüksek dağı Mont Blanc (Beyaz Dağ) selamliyor bizleri.
 
Chamonix (okunuşu:şamoni), Mont Blanc'ın eteklerinde küçük, şirin bir Fransız kasabası. Ayrıca İsviçre ve İtalya ile olan sınır komşuluğu ile aynı gün içinde 3 ülkede kayak yapabilme imkanı veren heyecan verici bir kayak merkezi.
 
Chamonix ilk görüşte sevdirdi kendini bize. Güzel chaletler, dört bir yanı sarmış Alpler, bembeyaz sokaklar,  ellerinde kayaklarla etrafta dolaşan insanlar, herkes de bir tatil havası... Hemen otele bavullarımızın atıp, karlı sokaklarda dolaşmak, Chamonix'yi keşfetmek için sabırsızlanıyoruz. Otelimiz L'Heliopic Hotel Sweet&Spa. Meşhur Augille du Midi teleferiğinin hemen yanında. Hem konum hem konfor olarak çok memnun kaldığımız otelin spası da ayrı bir huzur vericiydi. Tavsiye edermisin sorusuna yanıtım kesinlikle evet olacaktır. İçimizde 2014'ün ilk karıyla Chamonix'de karşılaşmanın heyacanıyla kendimizi bu şirin kasabanın şirin sokaklarına bırakıyoruz. Aslında burası oldukça küçük bir kasaba, merkezi tek bir cadde üzerine kurulmuş bile diyebiliriz. Rue du Docteur Paccard, Chamonix'nin en hareketli caddesi. Araç trafiğine kapalı bu caddede, Michelin yıldızlı restoranları, küçük kafeleri, iştah açıcı şarküterileri, leziz tatlılarla ağız sulandıran meşhur Fransız patiserrilerini, Moncler, Chanel (bu arada Chanel'in kayak merkezlerinde bulunan tek mağazası bu sanırım) gibi mağazaları bulabilirsiniz. Bizimde ilk istikametimiz burası oldu ;) 

 
Caddenin devamında rastladığımız Chalet 4810 hem göze hem damağa hitap eden tatlılarıyla beni benden aldı. 
 
 
Tatlılara dayanamayınca biraz ters oldu ama tatlı üstüne öğlen yemeği için dolaşırken tesadüfen seçtiğimiz La Carlina'da Fransızların meşhur soğan çorbasını içtik. Çorba gayet başarılıydı fakat oldukça yavaş olan servis ve sıkışık tıkışık ortam rahatsızlık vericiydi. Zaten atmosfer olarak da sadece öğlen yemekleri için tercih edilebilecek bir restoran. Gidin soğan çorbasını için ama sakın akşam yemeği için tercih etmeyin. Tecrübeyle sabit.
 
Karnımızı da doyurduktan sonra Chamonix sokaklarında bol fotoğraflı bir gün geçirdik. Ve biz Chamonix'yi çok sevdik. "Bir sen, bir ben, bir de Chamonix" bugünümüzün en güzel tarifi sanırım. İşte size fotoğraflarla Chamonix merkez...

 
 
İlk akşam yemeği için tercihimiz, çok çok beğendiğimiz daha sonra ki günlerde iki kere daha gittiğimiz Le Monchu oldu. Geleneksel bir dağ evi konseptiyle döşenmiş bu şirin restoranda Savoyard mutfağı denilen dağ yemeklerinden bir çok alternatif bulmak mümkün. Bizim bu akşamki menümüz başlangıç olarak peynir tabağı ve beyaz Mont Blanc birası, ana yemek olarak da braserade aux 3 viandes yani kendin pişir kendin ye ;) özellikle masaya getirdikleri küçük mangal dizaynıyla beni kendine hayran bıraktı. Bir mangaldan beklenmeyecek bir zariflik ;) alıp eve götürmeyi istedim o derece yani.
 
Adres: 1 Rue du Lyret, Chamonix
 
 
 
Bu güzel akşam yemeği sonrası Chamonix sokaklarını biraz turlarlayıp, ayak üstü sıcak şarabın keyfini çıkarıp, otele döndük. Yarın Alpler bizi beklerrrr...
 
Yelda & Ömer