1 Mart 2012 Perşembe

Londra / İngiltere - 1

www.tips-fb.com
imagesCAL11SK1
Her köşesini bıkmadan, usanmadan, yorulmadan karış karış gezdiğimiz, senelerce yaşadığımız bu şehri nasıl anlatsam, nereden başlasam diye kara kara düşünürken, kuzenim Nazlı’nın arkadaşları Gökçe ve İra’yla gelişi ve onlar sayesinde kısıtlı zamana sığdırılmış Londra gezisi bu yazıma ışık oldu.

Öncelikle söyleyeyim Londra öyle 1-2 günde gezilip bitirilecek bir şehir değil. En az 4 gün kalmanız lazım burda, eğer layığıyla gezdim diyebilmek istiyorsanız. Yılın her ayında (yaz ayları dahil) yağmurlu olabilen İngiltere’ye bence gelinebilecek en iyi aylar Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül. Yağmur yağmayacağı garanti olmasa da en azından yağma olasılığı düşük ve hava sıcaklığı 20 derecenin üstünde olur. Her ihtimale karşı http://www.bbc.co.uk/weather/ adresinden hava durumunu kontrol edip, yanınızda şemsiye bulundurmanızı tavsiye ederim.
Gelelim gezerken bize lazım olacaklara: öncelikle turist ofisinden bir harita, metro durağından bir metro haritası ve şehir içi ulaşım için Oyster Card (https://oyster.tfl.gov.uk/oyster)  ya da tüm ulaşım araçlarını sınırsız kullanabileceğiniz day travelcard (birçok gazete bayisinde ya da metro istasyonlarında bulabilirsiniz) edinin. Oyster Card, içine istediğiniz miktarda para yükleyip tüm ulaşım araçlarında kullanabileceğiniz bir kart. Ekonomik yanı ise hem tek tek alınan bilete göre çok uygun (örneğin otobüs bileti £2.30 fakat oyster card kullanırsanız £1.35 ödersiniz) ve gün içinde travel card ücreti kadar kullanım yaparsanız ekstra kullanımlarınız için para ödemezsiniz.
Şimdi gelelim gezilecek yerlere…
Metro haritası
tube99-2
Şehir merkezi haritası
london-map
 Haritaları bilgisayarınıza indirip kaydederseniz daha rahat görebilirsiniz.

 1. Gün
Öncelikle yürüyüş alanının uzun olacağını bildirir, rahat ayakkabılar giymenizi tavsiye ederim.
Sabah erkenden kalkıp kendimizi Londra sokaklarına attık malum vakit sınırlı şehirde yapılacak çok şey var. Önce Hampstead’e(metro haritasında görebilirsiniz)  gidip Maison Blanc’da güzel bir kahvaltı yaptık. Her şeyi muhteşem olan pastanenin özellikle bademli kruvasanını (almond croissant) yemenizi şiddetle öneririm. Hampstead şehir merkezinin biraz dışında küçük, elit bir yer. Yarım saatte dar sokakları dolaşabilir ve güzel butiklerde alışveriş yapabilirsiniz.
İşte karlar altında Hampstead manzaraları…
Maison BlancIMG_0773IMG_0774
IMG_0791IMG_0793IMG_0766IMG_0779IMG_0778IMG_0767
Kahvaltımızı yatık artık uzun ve yorucu güne hazırız. Metro binip yaklaşık 15-20 dk’lık yolculuktan sonra Green Park metro durağında iniyoruz. Metrodan çıkınca hemen karşınızda Green Park, eğer yaz ayındaysanız tüm yeşilliği ile karşınızda duruyor olacak. Parkın içinden geçip Kreliçe'nin yaşadığı Buckingham sarayına (Buckingham Palace) geliyoruz. Sarayın içini gezmek isterseniz yazın belli dönemlerde Londra’da olmalısınız. Ayrıca yazın hergün, kışın ise havanın izin verdiği belirli günlerde saat sabah 11.30’da askerlerin nöbet değişim törenini izleyebilirsiniz. Detaylı bilgi http://www.royalcollection.org.uk/ ‘da. Bazı günler Kreliçe sarayın balkonuna çıkıp halkı selamlıyor, eğer şanslı gününüzdeyseniz Kraliçe’yi görebilirsiniz. Smile
IMG_0916IMG_0922IMG_0931

Saray fotolarının ardından kendimizi St James’s Park’ta (sarayın hemen karşısındaki park) kuğularla, kuşlarla, sincaplarla haşır neşir olmuşken buluyoruz. Parka gitmeden ince fıstık alınki sincaplar elinizden gelip fıstıkları kaparken fotoğraflar çekinebilin.
İşte St James’s Park’ın müthiş fotoğrafları…
IMG_0891IMG_0899IMG_0903IMG_0914IMG_0871DSC00768DSC00785IMG_0835IMG_0884
Eski resimleri karıştırırken St James’s Park’ın Nisan ayının sonlarına dogru çekilmiş resimlerini buldum. Onları da ekliyorum böylece Londra’yı hangi haliyle görmek istediğinize siz karar verin.
DSC02350DSC02364DSC02361DSC02360DSC02358
St James’s Park’taki doğal yaşamı bırakıp, Londra’nın ünlü simgelerini görmek için tekrar yürüyüşe başlyoruz. Parkın sağ köşesinden Great George Street boyunca yürüyüp Parliament Square’e ulaşıyoruz. Burası protestocuların çadırlar kurup haberlere konu oldukları meşhur meydan. Meydanın etrafında Palace of Westminster (Westminster Sarayı) diğer bir adıyla Houses of Parliament (Parlemento binası), Big Ben (Büyük Benjamin) saat kulesi, Westminster Abbey (Westminster Manastırı) ve St Margaret Church (Aziz Margaret Kilisesi) bulunmakta.
Parlemento binası adından da anlaşılacağı gibi İngiliz parlementosunun toplanıp görüşmelerini yaptığı ve kararlar aldığı saraydır.
Ünlü Big Ben saat kulesi Westminster Sarayı’nın bir parçasını oluşturur. Victoria Gotik stilinde ve 96.3 metre yüksekliğindeki bu kule dünyanın en büyük ikinci dört taraflı saatidir. "Big Ben" aslında saat kulesinin çanının adıdır, ancak halk tarafından tüm yapıyı belirtmek için kullanılır olmuştur.
Westminster Abbey, İngiltere tarihi açısından önemli bir yerdir. 1066'dan bu yana tüm İngiliz kral ve kraliçeleri burada taç giymiştir. Kilise aynı zamanda pek çok önemli kraliyet ailesi üyesinin ve pek çok bilimadamının de mezarıdır. Isaac Newton ve Charles Darwin'in de mezarları bu kilisede yer alır. Westminster Abbey, pek çok kraliyet düğüne de ev sahipliği yapmıştır.
Westminster AbbeyWestminster AbbeyBig Ben & Westminster Palace

Big Ben’in hemen yanından yürüyüşümüze devam edip Thames Nehri’nin üzerinde bulunan Westminster Bridge’den (Westminster Köprüsü) London Eye’ı(büyük dönme dolap) ve güzel manzarayı fotoğraflayıp, Londra’yı bir de tepeden görmek için bir turu yaklaşık yarım saatte tamamlayan London Eye’a biniyoruz. Havanın güzel olduğu günlerde London Eye’ın hemen altındaki küçük parkta çimlere uzanıp dinlenebilir ve sokok sanatçılarının yaptıkları kısa şovların tadını çıkarabilirsiniz. Eğer ilginizi çekiyorsa London Akvaryumu da gezebilirsiniz. Not: London Eye, akvaryum vb yerler için biletlerin internetten önceden almak çok uygun oluyor. http://www.londonpass.com/ , http://www.londoneye.com/
İşte fotoğraflar…
IMG_1348IMG_1349IMG_1354IMG_1372DSC00751

Şimdi istikamet Londra’nın önemli meydanlarından biri olan Trafalgar Square. (Eğer çok youlduysanız Westminster durağından metroya binip Charing Cross durağında inebilirsiniz. Sadece bir durak yürüyüş mesafesi 10-15dk. ) Bu meydan yılbaşında Londra’da bulunanların toplanıp havai fişek gösterilerini izledikleri yerlerden biri. Meydana geldiğinizde National Portrait Gallery’i göreceksiniz, biz pek müze gezme taraftarı olmadığımızdan pek ilgimizi çekmedi doğrusu.
Şimdi biraz atışırma zamanı, Pret a Manger benim Londra’da tanıştığım çok lezzetli sandvçler yapan bir kafe. İngilizler kısaca Pret diyorlar. Hemen hemen her yerde karşınıza çıkar zaten. Bizde Trafalgar Square’deki Pret’te lezzetli sandviçler ile karnımızı doyurup, Covent Garden’e giden ara sokaklara attık kendimizi. Bu sokaklarda küçük pastaneler, kafeler, butikler, restoranlar, publar hemen hemen herşeyi bulmak mümkün. Gezmesi de pek bir zevkli. Zaten Covent Garden daha çok alışveriş yapmak için ideal. Londra ile ilgili çok değişik hediyelikler bulabileceğiniz bir yer.
Bir yuvarlak çizip Trafalgar’dan Leicester Square’e geliyoruz. Burası Londra’nın tiyatro ve sinama bölgesi olarak da anılıyor. Meydan ki büyük cinemalarda film galaları yapıldığından  bir galaya denk gelirseniz kırmızı halıda yürüyen ünlüleri de görebilirsiniz. Meydandaki küçük  parkta William Shakespeare adına yapılmış bir çeşme bulunmakta ve çeşmenin hemen önünde Tom Cruise Arnold Schwarzenegger, Sylvester Stallone gibi aktörlerin el izleri var. Şans oyunlarının da oynandığı meydan, mini bir Las Vegas görünümündedir. Yani casinolar burada. Ayrıca meydandaki karikatür sanatçılarına komik karikatürlerinizi de yaptırabilirsiniz.  Meydandaki M&M’s World küçük büyük çikolata şeker seven herkesin bayılacağı bir yer sanırım. Nazlı ve Gökçe çocuklar gibi şendiler içeride. İşte fotoğraflar.
IMG_0719IMG_0720IMG_0721IMG_0723IMG_0726IMG_0733IMG_0739IMG_0748IMG_0752IMG_0736
Leicester Square’i geride birakıp kısa bir yürüyüşle Piccadilly  Circus’a geliyoruz. Londra'da 5 işlek caddenin keşiştiği noktada bulunan meydandaki büyük renkli reklam panoları filmlerde sıkılıka görülür. Eğer Türk kahvesini de özlediyseniz meydanda bir de kahve dünyası bulunmakta. Türkçe tabelasıyla hemn ilginizi çekeceğini düşünüyorum.
Artık çok yorulsakta yürümeye devam Piccadily’nin arka sokakları Soho’yu oluşturuyor. Soho daha çok gay ve lezbiyenlerin mekanı olsa da, sokak ortasında öpüşen erkekleri, marjinal clubları, sex shopları, striptiz clublarıyla turistlerin uğrak yeri.
Soho da bir tur attıktan sonra hemen arka sokaklarında bulunan ChinaTown’a geliyoruz yani çin mahallesi. Burayı aramak için çok çaba harcamanıza gerek yok zaten dekorasyonuyla kendini hemen gösteriyor. Çok fazla anlatmaya gerek yok çin restoranlarının çoklukla bulunduğu bir yer.
Biz turumuzu tamamladığımızda zaten akşam olmuştu. Biraz dinlendik ve akşam yemeği için Nandos’tayız. Nandos menusunda sadece tavuk olan bir Portekiz restoranı. Tavuk işte ne kadar değişik olabilir demeyin. Çok fazla anlatmaya gerek yok gidin ve yeyin. Anlatılmaz tadılır. Londra’nın bir çok yerinde hatta İngiltere’nin bir çok yerinde bu restoranı bulmak mümkün. Biz Trafalgar Square’den Covent Garden’a giden ara sokaktaki Nandos’a gittik. http://www.nandos.co.uk/ ‘den diğer restoranlara bakabilirsiniz.
IMG_0707
Nandos çıkışı planda gözümüze hoş gelen bir pubda birar bira içmek vardı teşebbüste bulunsakta yorgunluk bizi yendi ve yarınki dolu programımızı düşünerek, gidip yatmaya karar verdik.

Londra 2 yazısıyla görüşmek üzere.
Bu sefer 4  gezginiz Smile
Yelda & Nazlı & Gökçe & İra

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder